top of page

Neresinde Kalmıştık Yaşamın?

Ölümler, ayrılıklar, kayıplar… Daha aklımızdan geçerken bile canımızı yakan bu durumlar aynı zamanda hayatın gerçeğini yansıtır. Sevdiklerimizi bazen ölüm bazen ise ayrılık nedeniyle kaybederiz. Kayıplar sadece manevi de değildir üstelik bazen de maddi durumumuz bir günde altüst olur. Kelimenin tam anlamıyla yıkılırız. Bir gün önce rengarenk olan dünyamız bir anda karardı zannederiz. Gerçekte ise bir kayıp yaşamışızdır ve bu kayıpla nasıl baş edeceğimizi bilemiyoruzdur. Kayıplar böyle hissettirir, özellikle de en beklemediğimiz anda en beklemeden yaşadıklarımız.

Zaman… Daha önce yetmediğini düşünürken şimdi ise geçmiyordur. Her şeyin hiçbir şey olmamışçasına devam etmesine hayret ederiz. Hayatımızın üzerinde gezen o kara bulutlara bakar, sorarız: Peki şimdi ne yapacağım?

O sırada iç ses: Al bu acıyla ne yapıyorsan yap. 🙃

Tek odak noktamız duygu dünyamız olduğundan sonsuz bir acının bizi beklediğine inanırız. Bu acıyla baş etmek için kimimiz ağlar, yataktan çıkmaz, kimseyle konuşmazken; kimimiz bu acıdan kaçar, olmamış gibi davranır, uzaklara gider.

Kaynak: Doğan Cüceloğlu

Illustrator: eskibirdaktilo_

Günler, haftalar, aylar belki de yıllar geçtikçe acıya toleransımızın geliştiğini ya da alıştığımızı düşünürüz. Aslında kaybımızı kabullenmeye başlamışızdır. Çünkü biz acı çeksek de çekmesek de kaybımız geri gelmez ve günler geçmeye devam eder. Tam da o esnada Doğan Cüceloğlu’nun söylediği o güzel söz aklımıza gelir: Biz hüzünlüyüz diye dünya durup bize yol vermeyecektir. Bir duralım bakalım sen acını yaşa kaldığımız yerden döneriz demeyecektir.

Gerçekten de dünya hayatı böyledir. Bize rağmen devam eder. Günlerimiz birbirinin aynı zannetsek de her gün yeniden yeni bir yaşam başlar. Aydınlıkların arasından karanlıklar doğduğu gibi karanlıkların arasından da aydınlıklar doğar. Her sabah doğan güneş her akşam batar ve her batan güneş yeniden doğar.

Tüm bunları keşfettiğimiz süreç esnasında duygu dünyamızın sonbaharında hüzünlenir, kışında acı çeker, baharında yeniden doğar, yazında ise mutlu oluruz. Belki de bu yüzden vakti geldiğinde bir daha asla eskisi gibi olamayacağını düşündüğümüz şeyler eskisinden çok daha güzel olur. Açmaz dediğimiz çiçekler yeniden açar, sevemem derken çok daha büyük bir aşk yaşar, ekonomik durumumuz eskisinden daha iyi olur, başarıdan başarıya koşar, mutluluktan havaya uçarız. Ve öyle bir gün gelir ki zamanında kaybettiklerimizin acısı diner hatta kaybettiklerimize seviniriz. Tüm bu kayıpların bize kattıklarını düşünür ve bu sefer kendimize dönüp şöyle sorarız: Neresinde kalmıştık yaşamın?

Psk. Saide Nur Ekmekçioğlu
 
 
 

Yorumlar


bottom of page